15 Mayıs 2013 Çarşamba

ARABADA PATRON VAR

İstanbul'da yaşayan kime sorsanız İstanbul'un en sevmediğiniz yanı nedir diye, duyacağınız ilk cevap genelde TRAFİK olur. Şehrin kalabalık nüfusu ve bunun doğrultusunda araç çokluğu sebebiyle oluşan trafiğe bir de uyanık ve dikkatsiz şoförler eklenince işin içinden çıkmak zorlaşıyor.

İstanbul'da yaşayanların trafikle esas mücadelesi ise genelde bayramlardır. Saat kaçta çıktığınızın pek önemi yoktur, örneğin Eskihisar'a gidecekseniz ciddi bir sabır mücadelesine hazır olmanız gerekmektedir. Bir de Avrupa yakasından geliyorsanız sabır taşı olsanız çatlayabilirsiniz. 


Çok fazla trafiğe yakalanmamak için sabahın erken saatlerinde uyanıp ailece yola koyuldunuz. Sakin sakin gidiyorsunuz, her şey yolunda. Yola erken çıkarak ne kadar akıllıca davrandığınızı düşünüyorsunuz. Böyle düşünmeniz gayet normal, çünkü birazdan karşılacağınız manzarayı bilmiyorsunuz. Yavaş yavaş trafik oluşmaya başlıyor, az ileride açılır umutlarıyla devam ediyorsunuz. Ama açılmak yerine gittikçe artıyor ve dur kalklar başlıyor. Siz ''ya bu saatte de olmazki'' diye söylenirken, emniyet şeridinden bir aracın gittiğini görür ve kızarsanız. Ardından bir araç, bir araç daha derken onlarca aracın emniyet şeridinden süzülüp gittiğini görebilirsiniz.

Tek problem emniyet şeridinden geçip giden bu araçların haksızca önünüze geçmeleri değildir. İleride (gördükleri trafik polisi sebebiyle) sola yanaşmağa başlamalarıdır. Onlar sola yanaşmaya başladıkça sağ taraftaki trafikte iyice artar ve sağdakiler orta şeride, orta şerittekiler sola geçmeye başlar. Böylece süre uzarda uzar ve olmanız gereken yerden çok daha geride kalırsınız. Bu arada evlerinin yakınlıkları sebebiyle sizin kadar erken kalkmak zorunda olmayanlarda trafiğe katılınca süre iyice uzar... 1- 1,5 saatte varırım dediğiniz yer 5-6 saati bulur hatta daha da uzayabilir...

İşin ilginç tarafı, emniyet şeridinden giderek birilerinin hakkını yediklerini hiç düşünmeyen sürücü dostlarımız bir de polise yakalanıp ceza ödemek istemezlerse güzel yalan bulmak zorundadırlar. ''Valla şey yapınca şooldu o yüzden yani'' ya da ''önümdekini takip ediyordum o emniyet şeridine girince ben de girmek zorunda kaldım'' vs...

Ancak bütün bunları yaparken araçtaki çocuklarını unutuyorlar. Emniyet şeridinden giderek kurallara uyan sürücülerin önüne geçmeyi bir akıllılık gibi göstermek, üstüne üstlük bir de bu akıllığın! bedelini ödememek için yalan söylemek...
Bir diğer sabırsız sürücü şeklide ambülansın arkasına takılıp son sürat yollarına devam edenler elbette... İşin ilginci ambülansın aniden durmasıyla meydana getirecekleri kazayı düşünemiyor olmaları. Ambülansa ya da içerideki hastaya bir zararları olmadığını düşünsek bile ya kendileri yaralanırsa...

Eğer bir Amerikan filmi ya da dizisi izliyorsanız kişilerin araçlarına biner binmez emniyet kemeri taktıklarını görmüşsünüzdür. Bizim dizilerimizde bile oyuncular takmazken gerçek hayatta takmayanlara şaşırmamak lazım demek isterdik. Ama bunu demek zor. Üstelik sadece kendi emniyet kemerinizin değil, araçtaki diğer kişilerinde tatktıklarından emin olmanız gerekmekte. Emniyet kemeri takmayarak kendi hayatını umursamayan birisi başkalarının hayatını nasıl umursar diye düşünmemek elde değil...

Bütün bunların yanında kırmızı ışıkta önünde bekleyen araçlara korna çalan sabırsız sürücüler, makas yapanlar, itfaiye / ambülansa yol vermeyenler, geçiş üstünlüğü kuralını bilmeyenlere hiç değinmiyoruz bile...

Bu konu hakkında daha yazılacak çok şey var. Her şeyden önemlisi  umuyoruz ki arabadaki çocuklarınız yanlış yaptığınızda durumun farkındadırlar ve yanlışınızı onaylamıyorlardır.

Unutmayın aracınızın arka koltuğunda oturan çocuklarınız yarının yöneticileri ve patronları... Bütün bu davranışları sergilerken sizce de bir kez daha düşünmeye gerek yok mu?

25 Nisan 2013 Perşembe

SIRADAN İNSANLARIN SIRADIŞI İŞLERİ

Peter Drucker'ın çok güzel bir sözü var: İYİ BİR YÖNETİCİ, SIRADAN İNSANLARI SIRADIŞI İŞLER YAPAR HALE GETİRİR.



Beğendiğimiz bu sözü önce Twitter'da ardından Facebook'da ki takipçi dostlarımızla paylaştık. Bu arada Facebook'da 50 paylaşım aldığını gördüğümüz bu güzel sözle ilgili olarak linkedin'de bir de anket düzenledik. 



Oylarıyla ve yorumlarıyla destek veren herkese bir kez daha teşekkür etmek istiyoruz. Bu arada anketimiz 85 EVET ve 5 HAYIR la devam etmektedir.
Görüldüğü üzere çok büyük bir farkla sıradan diye düşündüğünüz bir çalışanın sıradışı işler yapılabileceğine inanılıyor...

Temel olarak üzerinde birleşilen fikir yöneticinin çalışma arkadaşlarını ÇOK İYİ TANIMASI gerektiğidir. Yönetici, departman çalışanlarının bilgi, beceri, yetenek ve yeterlilikleri ile ilgili bilgi sahibi olmaya başladığı andan itibaren, giderek artan sorumluluklar ve yeni görevler vermeli böylece onlara potansiyellerini gösterme fırsatı tanımalıdır...


Yöneticiler, astlarının kendilerini iyi ifade etmelerini sağlamalı, fikir ve önerilerini dikkatlice dinlemeli ve bunların uygulama bulmasına yardımcı olmalıdır. Yönetici, bilgi ve tecrübesini astlarıyla da paylaşabilmeli ve onlara koçluk yapabilmelidir.

Bütün bunların yanında iyi iş çıkardığında övmeli, bir yanlış yaptığında herkesin içinde sertçe değil özel olarak ikaz etmeli ve yol göstermelidir.  Önemsendiğini ve fikirlerine saygı duyulduğunu bilen, kararlara katılabilen bir çalışanın motivasyonu da yüksek olacaktır. 

Herhalde bir çalışanı en fazla motive eden etkenin, onun sadece bir çalışan olarak görülmeyip aynı zamanda insan olarak da ilgilenilmesi gerektiğidir. 

15 Mart 2013 Cuma

ANLAMAK İÇİN DİNLEMEK


İyi ve doğru iletişimin ilk önceliği iyi dinleyici olmaktan geçiyor. Birisini iyi anlayabilmemiz için ne söylediğini DUYMAMIZ değil, DİNLEMEMİZ gerekiyor.

1 Mart 2013 Cuma

ÇALIŞANI NE MUTLU EDER?

Hep duymuş ve okumuşuzdur: ''Mutlu Müşteriler İçin Çalışanlarınız Mutlu olmalı ya da Çalışanlarını Mutlu Edemeyen Müşterilerini Mutlu Edemez...''


Mutlu Çalışanlar

Peki ama çalışanları ne mutlu eder?

Twitter'da bu sorunun cevabını değerli dostlarımızla birlikte aradık, işte konuyla ilgili yazılan tweetler...



#1ÇALIŞANI ona insan olarak da değer veren bir yönetici ile çalışmak MUTLU EDER...

Tatminkar bir ücret ve yerinde yapılan övgü MUTLU EDER...

Herkesin içinde eleştirmeyen yönetici MUTLU EDER...

18 Şubat 2013 Pazartesi

İŞYERİNDEKİ KELEBEK ÖMRÜNE DİKKAT

Hiç fikriniz var mı, Kelebeklerin ömrü kaç gündür?

Geçenlerde bir yarışma programında sorulan bu sorunun cevabı bildiklerimizden biraz farklıydı. Bir çoğunuzun bunu niye soruyorsun 1 gün yaşadıklarını herkes bilir dediğini duyar gibiyiz...




Her yaş grubunun dahil  olduğu küçük bir araştırma yaptık. Çok büyük bir çoğunluğun cevabı 1 gün olurken az sayıda kişi de 1 hafta civarı diye cevapladı.

1 GÜN; peki nesilden nesile geçen bu cevap doğru muydu?

9 Şubat 2013 Cumartesi

EVET! BİR FİKRİM VAR

Siz hiç bir yumurtayı üfleyerek ters çevirmeyi denediniz mi? Peki 90 saniye içinde 30 tane acılı çiğ köfte yediniz mi? Yoksa hiç denemediniz mi?

Verdiğimiz bu örnekler şu anda ekranlarda yayınlanmakta olan bir yarışma programı formatından. Reyting sonuçları da son derece beğenerek izlendiğini gösteriyor.

Angel Investor

Hiç izleme fırsatını bulabildiniz mi bilemiyoruz ama reytinglerde hak ettiği yeri alamadığını düşündüğümüz bir (yakın zamanda sezon finalini yayınladılar) yarışma programı vardı. Girişimci ve girişimci olmak isteyenler için gerçekten çok güzel ve faydalı bir yarışma programıydı BirFİKRİNmiVAR?

Evet, bu güzel program bu sezonu kapadı belki ama bu formatın şirketlere adapte edilmesi çok faydalı olur diye düşünüyoruz...


İyi fikir sahipleri keşke bir melek yatırımcı bulsam diye düşünürken pek çok melek yatırımcı da  iyi fikirlerin peşinde. Belki de bu iyi fikrin sahibi şu anda sizin firmanızda çalışıyor.

Şirket sahipleri, ayda bir ( ya da üç ayda bir) şirketlerinde FİKİR GÜNLERİ düzenleyerek bu fikir sahiplerini dinleyebilir ve yatırım kararları alabilirler. Aralarından bazıları gerçekten kaçırılmayacak fırsatlar olabilir... 

Bugünün pek çok firma sahibi geçmişte başka firmaların çalışanlarıydı. Kimbilir geleceğin patronlarından bazıları şu anda sizin firmanızda çalışıyor olabilirler...


***BirFİKRİNmiVAR? yeni sezonu 06 MART ÇARŞAMBA 2013

29 Ocak 2013 Salı

SANAL MAĞAZA GERÇEK MAĞAZAYA KARŞI

Daha önceki yazılarımızda  E-ticaretin hızla geliştiğini  (E-TİCARET AVM KAPATTIRIR MI?) perakende markalarının ve AVM.lerin yaptığı bazı hatalarında (MECİDİYEKÖY - LEVENT AVM HATTI) e-ticareti daha da güçlendirdiğinden bahsetmiştik.

Bugün markaların bir çoğu her AVM'de  mağazaları olsun diye çabalarken aynı çabayı  satış danışmanlarının eğitimleri için harcamıyor görüntüsünde. Müşteriyi anlamak yerine bir şeyler satma çabası içinde olan satışçılar müşteriyi misafir yerine koyamayıp etkin iletişim gerçekleştiremiyorlar. 


Ürününüz veya hizmetinizde bir farklılık sunamıyorsanız, bir değer oluşturamıyorsanız, müşterinizle etkin iletişim kurmayıp onu güzelce karşılayıp akılda kalıcı bir şekilde uğurlamıyorsanız, tüketicinin hangi markanın ürünü ucuzsa (veya iyi bir indirim yapmışsa) onu tercih etmesi kaçınılmaz olacaktır.


25 Aralık 2012 tarihinde Birileri mağaza çalışanlarına MÜŞTERİYİ GÜZEL UĞURLAMANIN ne kadar önemli olduğunu anlatmalı... diye yazmıştık.

Netice de mağazanıza gelen müşterilerinize yukarıda sayılanları yapmazsanız mağazalar sadece ürünü almadan önce deneyeceğimiz yerlere dönüşecek ki artık sanal mağazacılık (aşağıdaki yotube videosunda da görebileceğiniz üzere) alışveriş etmeden önce üzerinizde de denemenize artık imkan veriyor...


E-ticarette ki gelişmeler (sağladığı faydalar sebebiyle markaların hızla e-ticarete yatırım yapmaları), AVM.lerin ve perakende sektörünün yaptığı bazı hatalar sonuçta e-ticareti güçlendiriyor. Daha öncede pek çok kez söylediğimiz gibi BÜYÜK PASAJ konumundan sıyrılamayan AVM.lerin işi çok zor olacak...

Hem AVM.ler hem de kiracıları için 2013 çok iyi takip edilmeli ve gerekli önlemler alınmalı... 

23 Ocak 2013 Çarşamba

İŞYERİNDE KONFÜÇYÜS HUZURU


Bildiğini bilenin arkasından gidiniz, bildiğini bilmeyeni uyarınız, bilmediğini bilene öğretiniz, bilmediğini bilmeyenden kaçınız./Konfüçyüs 

31 Aralık 2012 günü twiiter'da yazdığımız Konfüçyüs'ün bu güzel sözü biraz da yeni yıl dileği gibiydi...

Aslında bu herkesin, bilgili, yönlendirici, işleri delege eden, öğrenmeye ve öğretmeye açık liderlerle çalışması, aynı zamanda neyi bilmediğini bilen ve öğrenmek için çabalayan ekip arkadaşları ile çalışma şansı bulması dileği idi.

Trafikte geçen zamanı da düşündüğümüzde neredeyse zamanımızın yarısının işyerinde geçtiğini düşündüğümüzde en önemli konunun huzur dolu çalışmak olduğu kanaatindeyiz...

Yukarıda saydığımız özellikteki yönetici ve çalışma arkadaşları bizleri epeyce mutlu ederken bilmediğini bilmeyen yöneticilere de denk gelmemek huzurun varlığı için çok önemli olsa gerek...











Bu düşünceler doğrultusunda bu güzel sözü twitter'da ki dostlarımızla paylaştık. Güzel bir söz olduğunu ve beğenileceğini tahmin ediyorduk ama 200'den fazla retweeet alacağını ve 50'den fazla kişinin de favorilerine ekleyeceğini pek tahmin etmemiştik. 

Sözü beğenenler muhtemelen ya ''zaten ben şanslıyım ve böyle güzel insanlar ve yöneticilerle çalışıyorum''  ya da ''evet bu dert benim başımda da mevcut. Bilmediğini bilmeyen çalışma arkadaşım ve yöneticim var ki huzuru yakalamakta zorlanıyorum'' diyor olmalılar...

Umuyoruz ki bu sözü beğenen herkes şanslı olduğunu düşündüğü için beğenmiştir. Herkesin mutlu, sağlıklı, başarılı ve huzur dolu bir yıl geçirmesi dileğiyle...

17 Ocak 2013 Perşembe

MECİDİYEKÖY - LEVENT AVM HATTI

Daha önceki yazımızda E-TİCARET AVM KAPATTIRIR MI? diye bir sormuştuk. Bunun sorumlusunun sadece e-ticaret olmadığını, perakende sektörünün de AVM.lerle elele vererek kendi kendilerine de bazı zararlar vermekte olduğundan bahsetmiştik. Bu konuyu biraz daha açmakta fayda var...

Bundan yaklaşık 20 yıl önce AKMERKEZ yapıldığında sanıyoruzki Akmerkez'i yapanlar AVM.lerin yaygınlaşacağını tahmin ediyorlardı. Ancak bu kadar yaygınlaşacağını tahmin ediyorlar mıydı doğrusu merak ediyoruz.  Çünkü Zorlu Center ve Özdilek AVM açıldığında Mecidiyeköy - Levent Hattındaki AVM.lerin birbirlerine uzaklıkları neredeyse yürüme mesafesiyle 10dk olacak... Cevahir - Trump - Profilo - Astoria - Zorlu Center - Metrocity - Özdilek - Kanyon - Axis - Sapphire - Akmerkez... 

Peki bu kadar çok AVM'ye ihtiyacımız gerçekten var mı? Kişi başına düşen kiralanabilir alan hesaplamasıyla belki hala olabilir ama unutulmaması gereken bir şey var. 2005 yılında (Cevahir AVM açıldığında) 1,4 Milyar Dolar olan E-ticaret Hacmi 2012'de 30 milyar doları aşmış durumda. Bu değerlendirmeler ışığında 2005'den  bu yana AVM sayısı 3 kat, E-ticaretin hacmi de 20 kat artmış durumda. 

Özellikle birbirine yakın AVM.lerin bir farklılık yaratıp, BÜYÜK PASAJ konseptinden kurtulamaları gerekiyor... Bunu başarabilenler AVM olarak devam ederken, muhtemelen diğerleri Otel,  Okul, Hastane gibi başka alternatifler aramak zorunda kalabilirler


7 Ocak 2013 Pazartesi

E-TİCARET AVM KAPATTIRIR MI?


2013'te e-ticaret hacmi 50 Milyar TL'yi geçecekmiş. Perakende sektörü ve AVM.ler, e-ticaretin bu büyüme hızından etkilenir mi, ne dersiniz? 

diye bir soru yöneltmiştk 12 Aralık 2012'de...


Bundan yıllar evvel e-ticaretin potansiyelini anlatmaya çalıştığınızda pek çok kişi ürüne dokunmadan satın alma işinin Türkiye'de zor olacağını ve bu işin tutmasının zor olduğunu söylüyordu.  Anlaşılan o ki bu tahminleri pek tutmadı. 

Tabloda da görüleceği üzere 2007 yılında 5,5 , 2009'da 10,3, 2011'de 22,9 Milyar TL olan e-ticaret hacmi 2012'de 31 Milyar TL (tahmini). ve 2013'te gerçekleşmesi beklenen  rakam tam 50 Milyar TL. E-ticaret perakende sektöründen her yıl biraz daha müşteri kapmaya devam ediyor. AVM'lerle beraber hızla büyüyen markaların şimdi çok ciddi bir rakibi var. Elbette bu rakip sadece perakende sektörünü tehdit etmiyor, aynı zamanda pek çok AVM'nin de bu durumdan etkileneceği bir gerçek...



Hepsiburada, Trendyol, Gittigidiyor, Limango, Markafoni gibi firmaların yanında Teknosa, Bimeks, D&R vb perakende firmaları da e-ticaretin başarılı firmalarından. Son zamanlarda televizyonda reklamlarını gördüğümüz Lcwaikikide anlaşılan e-ticarete daha fazla önem vermeye başlamış durumda.

Bir yandan birbirine çok yakın AVM.ler kendi pazar paylarını bölerken diğer yandan gelişen e-ticaret sebebiyle zorlu günler onları bekliyor. Sanal mağazalar yavaş yavaş gerçek mağazaların yerini almaya başladıkça markaların AVMlerden çekilmesi sürpriz olmayacaktır. Dolayısıylada daha önce alışveriş için gidilen AVMyi bir süre sonra otel, kültür sanat merkezi, okul vb. olarak görürsek şaşırmayacağız...

2014 yılında AVM sayısının 347 olacağı tahmin ediliyor. Eğer%5 -%10.luk bir kapanma olursa bu durum 30.000-80.000 çalışanı doğrudan etkileyecektir. 

E-ticaretin bu kadar hızlı gelişmesine karşın perakende sektörü ve AVM'ler yakında karşılacakları sorunun ya farkında değiller ya da nasıl strateji üreteceklerini tam olarak bilemiyorlar. Oysaki elele vererek bazı değişiklikler yapmalılar. 

Sorun  sadece AVMlerin birbirine yakınlığı (b
u arada cadde mağazacılığınıda unutmamak gerekiyor) ve güçlenen e-ticaret değil elbette. Daha sonra detaylıca bahsedeceğimiz üzere, yapılan satış-pazarlama ve yönetimsel hatalarda bu süreci hızlandırıyor. 

Umuyoruzki herkesin kazançlı çıkacağı bir yöntem bulunur...

6 Ocak 2013 Pazar

140 KARAKTER SINIRI MI, O DA NE?

Twitter'da çok güzel öneriler ve fikirler çıksa da 140 karakter sınırı sinerjiyi önlüyor. Önemli konuların daha fazla tartışılabilmesi lazım.

16 Aralık 2012 tarihinde yukarıda gödüğünüz tweeti atmıştık. Çünkü twitter'da ki bu çok güzel fikir ve önerilerin daha kapsamlı olarak tartışılması gerektiğini düşünüyorduk. Ancak 140 karakter sınırı buna izin vermiyordu...

Buradan yola çıkarak bizde belki daha fazla sinerji yaratılabilir umuduyla blogumuza  tweetler adında bir ilave yaptık. En çok tartışılması gereken ve en çok  retweet edilen (veya favorilere eklenen) konular ile en fazla yorum aldığımız (ve yorum yaptığımız) konuları bundan sonra burada değerlendireceğiz...

Herhangi bir konudaki fikirsel buluşmalar ile gözden kaçan konuları değerlendirip en verimli hale getirmeye çalışacağız. Lütfen konular hakkkındaki yorumlarınızı esirgemeyin.

Saygılarımızla
Patrona Mektuplar